MAHMUTALİ ÇAĞRI ÇEHREGANLI RÖPORTAJI II: ‘TRAKTOR SAZİ AZERBAYCÂN TÜRK KİMLİĞİNİN SEMBOLLERİNDEN BİRİDİR’

cehreganliyeraltiavrasya.com : Mâlumunuz İran’da geçen yüzyılda çeşitli rejim değişiklikleri oldu. Tüm bu değişiklilerde Azerbaycân Türklüğü sizce nasıl etkilendi?

İster 1924 yılında başa gelen ve 1979 yılına dek başta kalan Pehlevîler rejimi olsun, isterse de İran İslam Devrimi sürecinden beri İran denilen ülkeyi demir yumrukla yöneten Fars molla rejimi olsun, Güney Azerbaycan Türklüğü her iki sistemin de mağduru olmuştur. Kaçar Türkleri hâkimiyetten darbe yoluyla indirildiğinden beri Türkçe bütün resmî idârelerde, yâni okullarda, belediye binâlarında, televizyon ve radyolarda, kısacası bütün alanlarda yasaklanmıştır.

‘Fars dili cennet dili, Türk dili cehennem dili’ fetvâları verildi’

          Güney Azerbaycân Türkleri bir asıra yakındır nice devletler kurup yönettikleri anayurtlarında en birincil insânî haklardan, bölge nüfûsunun çoğunluğunu oluşturmalarına rağmen, mahrûmdurlar. İran denilen ülkede nüfûsları seksenbini bulmayan Ermeniler üniversite düzeyinde eğitim olanaklarına sâhip iken, mevcût rejime göre Türkler kendi dillerini konuşmamalıdırlar. Yıllarca ‘Fars dili cennet dili, Türk dili cehennem dili’ fetvâları veren Fars mollalar oldu ve bu çirkin din ticâreti ve dîni kullanarak ırkçılık yapılması hız kesmeden sürmektedir.

‘Atalarımız bütün İran’ı bin yıl yönettiler, şimdi özgür Güney Azerbaycân isteyişimiz çok mudur?’

          İran-Irak savaşında işgâlci Saddam Hüseyin güçlerine karşı en büyük kayıpları veren Azerbaycân Türk toplumu, savaş sürecinde kahramân olarak adlandırılsa da savaş bittikten sonra yüzlerine kepenkler kapatıldı.  Bâzen Güney Azerbaycân Türklüğünün özgürlük mücâdelesini bâzı başka bölgelerde olan gelişmelerle karşılaştırma ve kıyaslama hatâsına düşmemeliyiz. Atalarımız bütün İran’ı bin yıl yönettiler, şimdi özgür Güney Azerbaycân isteyişimiz çok mudur?

          Fars rejimi her alanda Türkleri Farslaştırmakta, Türklük bilincini dil ve kültür bağlarıyla kırmaya çalışmaktadır. Mankurtlaştırılan bir toplum târihini unutmuş bir toplumdur. Dostunu düşmânından ayırt etme gücünü yitirmiş bir millettir. Sonunda bu millet dilini de konuşamaz, Türklüğünü de unutup kendini Fars olarak bilir ve bundan sonraki süreçte bilek ve akıl gücünü ‘Fars İmparatorluğu’ için sarfeder. Türklük ve Türk varlığı için değil. Bu yüzden biz milîi hareketimizin amacını uyanış olarak belirledik çünkü uyanmış ve uyanık bir topluma ne yapması gerektiğini söylemek gerekmiyor. Bunu zâten kendisi herşeyi inceleyip gerekeni yapacaktır.

İran devlet yapısı Azerbaycân Türklerinin devlet içinde görev almasına imkân vermektedir. Târih içinde de bunun örneklerini görmek mümkündür. Bu konuda sizin fikirleriniz nelerdir?

Seçilme sürecimi yaşadıklarımdan da anlayacağınız gibi aslında İran’da seçimlerin sâdece bir formalite olduğu açıkça gözükmektedir. Cumhûrbaşkanlığı seçimlerine sâdece Âyetullah Hameney’in izin verdiği adaylar katılabilir ve Hameney’e sâdık olmayan kişiler parlamentoda veyâ hükümette uzun süre yer alamazlar. İran anayasası sâdece bir yazıdan ibârettir ve asıl güç Hameney’dedir. Onun söyledikleri anayasa üstünde tutulmaktadır. Şunu da belirtmek isterim ki, Ali Hameney Azerbaycân bölgesinde doğduğu için Türkçeyi öğrenmiş olabilir ama kendi de söylediği gibi ataları Arabistan göçmenidir ve başında kara emmame taşıması Arap olduğunu simgelemektedir. 

‘Meclïsteki Azerbaycân Türkleri mankurt olanlardan seçilmektedir (…) ‘Fars’tan daha Farsçı’ bireylerdir’

          Meclîste bulunan az sayıda Azerbaycân Türkleri ise ‘mankurt’ olanlardan seçilmektedir. Bunlar Hameney’e tam anlamıyla bağlı olan ‘Fars’tan daha Farsçı’ bireylerdir ve aslında onlar toplumumuza büyük zararlar vermektedirler. Biz haklarımızı istediğimizde bu gibi mankurtları göstererek bize ‘siz daha ne istiyorsunuz, işte soydaşlarınız mecliste ve yönetimdeler hattâ Hameney’in kendisi Azerbaycanlıdır’diyerek Fars faşistleri bizleri susturmaya çalışıyorlar. Ama biz gerçekleri olduğu gibi biliyoruz. Her toplumda mankurtlar ve hâinler olmuştur ve olacaktır, önemli olan yiğitlerin sağlam duruşu ve güç birliğidir.

Azerbaycân Türkleri hangi alanlarda kısıtlanıyor peki? Dînen bir sıkıntı yaşamıyorsunuzdur sanırım…

Açıkçası ben Güney Azerbaycan’da dînimizin güven altında olduğuna inanıyorum. Milletimiz güçlü vicdâna ve din bilgisine mâliktir ve sâhiptir. Asıl tehlike altında olan ve düşmânın hedef tahtasında olan ise Türklüğümüzdür. 1995 yılından beri başlayan Güney Azerbaycan Milli Uyanış Hareketi’miz (GAMOH) sayesinde yürütülen kültürel faaliyetler ve millî-siyasî akımlar sâyesinde bugün yüzbinler ve milyonlarca soydaşımız gururla kimliklerini düşmânın yüzüne haykırıyorlar. Güçlü türkçü bilinçle ‘Türk birliği’ ülküsüne destek vermektedirler.

‘Güney Azerbaycân’da büyük türkçü potansiyel var’

          Evet imkânlarımız kısıtlıdır ancak Güney Azerbaycân’da büyük türkçü potansiyel var ve burada binlerce gençten bahsetmiyoruz, milyonlarca gençten oluşacak bir demokrasi ve insanlık sevdâlısı bir güçten bahsediyoruz. Güney Azerbaycan özgür olana dek milli uyanış projesi sürecek. Toplumumuz daha yüksek millî-siyasî şuûr seviyesine mâlik olacaktır. Bu bizim ve bütün Türk Dünyâsı’nın kazanımıdır.

İran’da Türklüğün taarruz altında olmasının ne türlü sonuçları oldu peki?

Fars kültürel emperyalizmi uğrunda milyarlarca doların harcanması ve Fars faşist rejiminin elinden geleni esirgememesine rağmen rejiminin istediği etkiyi Güney Azerbaycan Türklüğü üzerinde bırakmamışlardır. Çünkü Azerbaycân-Oğuz Türklüğünün edebîyat ve medenîyet seviyesi Fars kültürü ile kıyaslanmayacak kadar derin ve yükseklerdedir. Fars edebîyatının dört sütûnu var ise bunlardan en az yarıdan çoğu Türkler tarafından oluşturulmaktadır. Meselâ Nizami Gencevi, Fuzûlî, Mevlâna bunlara örnektir.

          Batı’nın Doğu üzerinde etkisi yadsınamaz bir gerçektir. Bunu tehlîkeli seviyelere çşkarmamak için elimizden geldiği kadar milletimize, ve özellikle gençlerimize, Türklük bilincini aşılamalıyız. İçlerinde (kimlik konusunda) olan  boşluğu Türklükle doldurmalıyız ki başka milletlere özenmeleri azalsın ve kendi töremiz yaşasın.

Geçen yüzyilda İran Azerbaycân bölgesi Iran târihini ve tâlihini değiştiren birçok siyâsî hareketin merkezi konumundaydı. Bu hareketlenmeler içinde Türklüğe katkısı olduğunu düşündükleriniz oldu mu?

Güney Azerbaycan’da birçok devrim gerçekleştirilmiştir ama ne yazık ki hiçbrisinde türkçülük önplanda yer almamıştır. Büyük çoğunlukta İrancılık siyaseti, komünizm, veya ümmetçilik ön planda tutulmuş ve bu yüzden Güney Azerbaycan Türklüğü hep kaybetmiştir. Tüm hakları aynen işgâl edilen vatanları gibi düşman çizmeleri altında ezilmiştir.

‘Kuzey Azerbaycan, Anadolu, Kerkük veyâ Urumçi bize Tebriz’den farksızdır’  

          1995 yılında başlattığımız GAMOH ise üç düstûr ile öne çıkmıştır: 1. Türkçülük 2. Çağdaşlık 3. İnanç özgürlüğü. Türkçülük önde tutulduğu için Kuzey Azerbaycan, Anadolu, Kerkük, veya Urumçi bize Tebriz’den farksızdır. Bu gelenekten geldiğimiz ve bu yolu savunduğumuz için geçen 18-19 yılda toplumumuz ‘Türk birliği’ ülküsüne âşinâ oldu.

          Bugün birçok Güney Azebaycanlı millî aktivist ileriyi düşünerek Güney Azerbaycan bağımsız olduktan sonra Kuzey Azerbaycan ile birleşmeyi, ardından Anadolu ile birlik yaratarak peşmerge zulmü altında bulunan Türkmen kardeşlere sâhip çıkmaya yüreğinden inanmakta ve destek vermektedir. Evet, bun düşünceler şimdilik sadece kafamızda, ama devrimler böyle başlar, düşünce sonra yayılır ve somutlaştırılır.

Anadolu Türkleri ve Güney Azerbaycân Türkleri arasındaki etkileşim hakkında ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle, Güney Azerbaycân Türklüğü büyük heyecân ve dikkat ile Anadolu’da olup biten gelişmeleri yakından tâkip etmektedir. Türkiye, soydaşlarımız için umut simgesidir ve Türk varlığının günümüzdeki temel direğidir. Tabii ki Türk toplumunu rahatsız edici bâzı davranışların ve siyasîlerin politikaları bizi de yakından üzmekte ve bâzen kahretmektedir.

‘İktidar bilerek Güney Azerbaycân’ı ağzına almıyor (…) Göz göre göre ‘Büyük Kürdistan’ projesine destek veriyor’

          Benzer şekilde Türkiye’de Güney Azerbaycan’dan haberdâr olan milliyetçi-türkçü kesim imkân dâhilinde Güney Azerbaycanlı kardeşlerine desteğini ister Facebook’ta bir beğeni ve paylaşımla, isterse de 2012 yılında Eher, Heris ve Verzigân’ı kapsayan Karadağ bölgesinde yaşanan depreme yardım göndermekle göstermektedir. Türkiye’de mevcût iktidar ise bilerek Güney Azerbaycan’ı ağzına almamakta ve kendi üretip yönettiği bölgesel projelerin dışında tutmaktadır; zaten bunun da başka bir açıklaması olamaz. Göz göre göre ‘Büyük Kürdistan’ projesine destek verilirken nasıl olur da Güney Azerbaycan Türklerinin sesine karşılık verilmez ve onun öncülleri ülkeye girişten mahrûm bırakılır? Millet olarak biriz ve birbirimizi anlayarak karşılıklı destek veriyoruz, ancak hükümetin bize karşı tavrının çok daha yumuşaması gerekiyor.

Türkiye’den beklentileriniz nelerdir peki? Türkiye’nin ne yapmasını istersiniz?

Türkiye bölgede büyük güçtür ama ne yazık ki potansiyellerini iyi sezebilme gücüne sâhip değil. Bunda tabii ki iktidar partisinin büyük payı var. Ortadoğu Türk nüfûsu ile kaynıyor, petrol var, doğal kaynaklar var, tarım, hayvancılık bizde, pazar bizde ancak iktidarın bize sırtı dönük. Hattâ, daha önce söylediğim gibi, girişimize bile izin tanınmazken bizim ne gibi beklentilerimiz olabilir ki? En azından bâzen yurdumuza gelip kalışımızı bize çok görmesinler.

          İnterpol tarafından aranan, Irak devleti tarafından terörizm ile yargılanan bir yetkiliyi nasıl olurda bunca yıldır misâfir olarak ağırlayabiliyorlarda, bu güne kadar hedeflerinin gerçekleşmesi uğrunda sâhipsiz bir sokak lambasını bile kırmayan millî hareketin önderlerinden birisini sınırlarından geri çevirirler? Biz çok şey istemiyoruz ama hakkımızı da yemesinler. Nasıl ki kendilerine bu zâlimce tavır ve durum uygulansa rahatsız olacaklarsa, biz de bundan rahatsızız ve sürgünü haketmiyoruz.

Kuzey Azerbaycân ile bir birliktelik konusunda ne düşünüyorsunuz? Bu sizce gerçekten mümkün müdür?

Güney Azerbaycân ve Kuzey Azerbaycân arasında birlik bir gecelik iştir, yeter ki millî şuûr yüksek seviyede olsun. Nasıl ikiye bölünmüş Almanya bir gecede Alman halkının isteğiyle yeniden birleştiyse, bizde de aynı durum geçerlidir. Biz çalışma ve söylemlerimizde bir ve tek Azerbaycan yolunu savunmakta ve projelerimizi buna göre ayarlamaktayız. Milletimiz de birliği istiyor. Şimdi süreci beklemekteyiz.

‘Güney Azerbaycan Fars esâreti altından yakında kurtulacaktır’

          Güney Azerbaycan Fars esâreti altından yakında kurtulacaktır ve elbette düşmân eliyle bölünmüş yurdumuz birliğine kavuşacaktır. Azerbaycan Türkü birlik istiyorsa birlik sağlanacaktır. Buna Yaradanın izniyle hiçbir dünyevi güç karşı çıkamayacak ve bu birliği istemeyen ve engel cikaranlara rağmen milletimiz birliği sağlayacaktır.

Gerek GAMOH bağlamında gerekse Türklük bilinci açısından İran Türkmenleri, Kaşkay Türkleri ve diğer İran Türk grupları hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Sizce onlarda da bir ‘uyanış’ sözkonusu mudur?

Bazı etkenlerden dolayı, özellikle coğrafî uzaklılık nedeniyle, Güney Azerbaycan’ımızda başlamış olan ‘millîyetçi-türkçü devrim’ belki de tam gücüyle, örneğin Türkmensahrâ veyâ Kaşkay Türklerinin bölgesine, ulaşmamış olabilir. Yine de bu ‘devrim’ bütün İran geneline yayılmıştır. Bugün Tahran’da yaşayan milyonlarca Türk, Türklüklerini gizlememekte ve çoğu açıkça millî kimliklerini Fars emperyalizmine karşı savunmaktadırlar. Tebriz’in ve Güney Azerbaycan’ın haykıran sesi olan Traktor Sazi futbol kulübünun onbinlerce taraftarı Tahran’da da stadları tam doldurarak ‘Azerbaycan bir olsun, istemeyen kör olsun’diyerek haykırmaktadır.

‘İran Türkleri artık ‘ben Kaşkayım’, ‘ben Türkmenim’ demiyor ‘ben Türküm’ diyor’

Evet, Horasan, Kaşkay ve Türkmensahrâ’da millî hareket Güney Azerbaycan’a nispeten daha zayıf olabilir ama daha önce İran’da hiç olmayan bir kaynaşma var. İran denilen ülkede kimse ‘ben Türkmenim’ veyâ ‘ben Kaşkayım’ demiyor, soydaşların hepsi ‘ben Türküm’ diyorlar. Boyculuk yok, türkçülük hâkimdir. Arkadaşlarımız da hem yurtiçinde hem de yurtdışında çeşitli Türk boylarının temsilcileri ile yakın ilgilenmekte ve onlarla olan bağlarımızı daha da sıkılaştırmak için gayret göstermektedir.

‘Güney Azerbaycân’ın bağımsızlığı İran rejiminin sonunu getirecek’

Güney Azerbaycan’ın bağımsızlığı Fars faşist rejiminin hükmünü sona erdirecektir. Yukarıda adını verdiğimiz bölgeler de en azından federatif sistem altında kendi kendilerini yönetme imkânına sâhip olacaklardır. Toplamda yaklaşık beş milyon nüfûsa sâhip Türkmen, Kaşkay, ve Horasan Türkleri bölgemizde bulunan birçok ülkeden daha büyük nüfûs ve yüzölçümüne sâhiptirler.

İran’daki Azerbaycânlılar için veyâ bölge Türkleri için dileğiniz veyâ isteğiniz nedir?

Büyük Türk milleti için güzel günler uzak değildir. Yeter ki doğru zamanda doğru çalışmaları birlikte yürütelim. Yüce Yaradan yurdumuzu korumamız için hepimize güç bağışlasın.

Röportajımızın bir yerinde Traktor Sazi futbol kulübünden bahsettiniz. Bu konudan devâm etmek istiyorum izninizle. Kulübü tâkip ediyor musunuz?

Traktor Sazi futbol takımı 1970 yılında Tebriz’deki traktör fabrikasının desteğiyle kurulmuş bir takım. 2001 yılına dek İran Birinci Ligi’nde mücâdele eden takım 2001-2002 sezonunda lig düştü. Bu yıllarda takımda ‘siyâset ve millî düşünce’den herhangi bir iz görünmüyordu. Fakât en üst lige tekrar terfî etme mücâdelesi sırasında kulüp bir değişim sürecine girdi. Özellikle Güney Azerbaycân Türkleri arasında kulübün taraftârının artması ve Güney Azerbaycân Türkleri arasında yükselen kendilerine âit bir kulübe taraftâr olma isteği etkili oldu. Traktor Sazi İran’daki Azerbaycân Türklerinin takımı olarak öne çıkmaya başladı.

‘Traktor Sazi futbol kulübü Güney Azerbaycân Türklerinin kimliklerinin bir sembolü oldu.’

          Durum böyle olunca İran Futbol Federasyonu ve rejimi Traktor Sazi takımını İran Birinci Ligi’ne yükselmesine mânî olmaya çalıştı. Nihâyetinde 2009 yılında Traktor Sazi terfî etmeyi başardı. Bu târihten sonra ‘Traktor taraftârlığı’ yeni bir boyut (kimlik) kazandı ve Traktor Sazi futbol kulübü Güney Azerbaycân Türklerinin kimliklerinin sembollerinden biri oldu.

Aslında biraz cevâp verdiniz fakât siz kulüp hakkında ne düşünüyorsunuz? Takımın taraftarı mısınız? Öyleyse, sizde bu Traktor sevdâsı ne zaman başladı?

Traktor Sazi günümüzde Güney Azerbaycân Türklerinin bir kimlik sembolü olarak biliniyor. Bu neredeyse tüm Güney Azerbaycânlıların, futbolla aslında pek ilgisi olmayanların dâhil, bu takımın taraftârı olduğu anlamına gelmektedir. Bizlerde futbol konusunda ikinci bir seçenek yoktur; ilk seçenek de son seçenek Traktor’dur.

Traktor Sazi taraftârı olmak sizin için ne anlama geliyor? ‘Traxtorçi’ olmanın mânâsı nedir? Ve Traxtor taraftârını diğer kulüplerin taraftârından farklı kılan şey nedir sizce?

Vurguladığım gibi, Traktor takımı artık Güney Azerbaycân kimliğinin bir parçası hâline gelmiştir. Traktor taratârları kendi takımlarını ve kendi yurtları olan Azerbaycân’ı da sevmektedir. Başka takımların taraftârları futbola sâdece spor olarak bakarken, Traktor taraftârları takımlarına kimliklerinin sembolü olarak bakmaktadır.

Traktor’un İran’daki Türk kimliği için önemli bir rol almaya başladığı söyleniyor. Siz buna anladığım kadarıyla katılıyorsunuz… Peki sizce bu rolü etkileyen faktörler nelerdir?

Evet kesinlikle öyledir. Bu rolü etkileyen esâs faktör İran rejiminin Traktor Sazi taraftârına yaptığı baskıdır. 2009 yılından beri Traktor Sazi sâyesinde milletimiz arasında kat kat çoğalmakta olan, yükselen bir ‘millî şuûr’ vardır. İran rejimi buna karşı koymak için Traktor destekçilerine olan baskısını arttırmaktadır. 2009 yılından îtibâren Traktor Sazi’nin Tebriz ve Tahran’daki (Persepolis ve İstiklâl’e karşı olan) her maçında yaklaşık olarak 30-40 kişi tutuklanmıştır.

GAMOH olarak Traktor Sazi kulübüne ve taraftârına nasıl bakıyorsunuz? Onlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Onlarla bir irtibâtınız var mı?

GAMOH her zamân ve her açıdan Traktor’un ve taraftârının yanındadır. Zarûrî ve gerektiğinde Traktor Sazi’ye bir güç kaynağı olarak bakmaktadır ve taraftârlar arasındaki politizasyona ve söylemlerinde artan millî sloganların çoğalmasında fayda görmektedir. GAMOH sempatizanları ve üyeleri içerisinde, Azerbaycân’ın sesini duyurma amacıyla, Traktor Sazi taraftârları ile yanyana takımın maçlarında yerlerini alan kişiler vardır.

Traktor taraftarı siyâsî söylemlerde bulunuyor bâzen.. Siz ifâde ettiğiniz gibi sporun siyâsete girmesine karşı görünmüyorsunuz… Yine de bu konuya nasıl baktığınızı sormak istiyorum. Traktor Sazi taraftârının bu yaptığını tamâmen onaylıyor ve destekliyor musunuz?

Aslında Traktor Sazi taraftârının siyâsete bulaşmasının esâs nedeni İran rejiminin ‘millî harekete’ diğer yolları tamâmen kapamış olmasından kaynaklanmaktdır. 2003 yılında ‘Babek Kalesi yürüyüşü’nün yasaklanması, 2006 mayısında yaşanan ‘ayaklanmanın’ bastırılamsından sonra milletimiz millî isteklerini ve dileklerini seslendirmek için stadyumlara koşmuştur. GAMOH Traktor Sazi’nin bu bağlamda siyâsallaşmasını her zamân desteklemektedir.

Traktor taraftarı anadili ve Urmiye Golü’nün kurumasını sıkça dile getirdi. Size göre İran Azerbaycanlılarının en büyük sorunu nedir?

Evet öyledir. Bunlara ilâveten Traktor Sazi taraftârları Hocalı Soykırmı’nı, Karabağ’ın Ermeniler tarafından işgâl altında tutulmasını çeşitli şekillerde dile getirmişler ve en önemlisi 25 metre uzunluğunda ‘South Azerbaijan is not İran’ (Güney Azerbaycân İran değildir) pankartını stadyumda açmışlardır.

          Bahsedilen tüm bu meseleleri Güney Azerbaycân Türklerinin esâs sorunları olarak sayabiliriz. İran’da yaşayan Türkler anadillerinde tahsîl görmeyi talep ediyorlar. Urmiye Golü’nün kuruması meselesini defâlarca dile getirip îtirazlarını iletmişler ve daha da iletmeye devâm edeceklerdir.

          İran Türklerinin pek vurgulanmayan bir diğer önemli sorunu da ekonomik açıdan Azerbaycân bölgesinin rejim tarafından bilinçli olarak geri ve âtıl bırakılmasıdır. Merkezi yönetim bu konuda açık bir şekilde ayrımcılık yapmaktadır.  

 

Traktor Sazi taraftarları arasında neden siyaset bu kadar önem kazanıyor sizce? Bu durumu haklı buluyor musunuz?

Traktor Sazi taraftârları arasında siyâsetin bu kadar önem taşıması hâlihazırda İran rejiminin baskıları nedeniyledir. Rejimin baskıları sebebiyle millî hakları başka yollardan talep etme imkânı yoktur. Bu millî hakları talebi dile getirmede, yine hâlihazırda, en uygun yol Traktor olarak görünmektedir. Bu sebeple, daha önce de ilettiğim gibi, bu durumu haklı ve doğru bulmaktayım.

Traktor Sazi takımı 2014 yılında İran Kupası’nı kazandığında neler hissetiniz?

Aslında son yıllarda Traktor Sazi taraftârlarının bu takımdan beklentisi sâdece bir şampiyonluktu. Elbette kupasız da Traktor taraftârları her zaman bu takımın yanında olmuşlardır ve olacaklardır da. Fakât bu kupanın kazanılması İran’daki Türk milletini sevindirdi ve milletimiz, İran rejiminin baskılarının çoğalmasına rağmen, milletin irâdesi ve inancı sağlam olduğunda rahatça başarılar kazanmanın mümkün olduğunu gördü.

Traktor taraftarları arasında farklar var mı sizce? Her Traktor taraftarı aynı siyasî düşüncede midir?

Elbette Traktor taraftârı arasında siyâsî düşüncelerde farklılık vardır. Bir grup Traktor Sazi’ye ‘Türklerin takımı’ olarak bakmaktadır. Bir grubun Traktor takımı aracılığıyla dile getirmek istediği tek şey anadil düzeyinde kalmaktadır. Başka bir grupsa Güney Azerbaycân’ın İran’dan özgürlüğünü elde etmesini ummaktadırlar. Bunlar gibi birçok farklı görüş vardır taraftâr arasında.

Tahran’da yaşayan Azerbaycanlılar hakkındaki fikriniz nedir? Onlar Traktor’e ilgi gösteriyorlar mı?

Traktor takımının Tahran’da yaşayan Türklere bir hayli etkisi olmuştur. İran rejiminin asimilasyon siyâsetine en fazla mâruz kalmakta olan birçok Tahran Türkü, Traktor Sazi’nin İran’ın en yüksek futbol ligine çıkmasından sonra bu takımla birlikte ‘Türk kimliği’ni taşımanın önemini kavramışlar ve bu takımın taraftârı olmuşlardır. Traktor Sazi takımının, Farsların ve İran’ın başkenti Tahran’ın en önemli takımlarından Persepolis ve İstiklâl’e karşı Tahran’da oynadığı maçlarda, taraftârları çoğu zamân sayıca üstün gelmektedir.

Traktor takımının gittikçe İran’daki tüm Türklüğün takımı olmaya başladığını düşünen taraftârlar da var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Kulüp yönetimi bu bağlamda hangi durumda?

Biz de bu meselede aynı düşünüyoruz. Takımın kendisinde de bu amaç önemsenmektedir. Nitekim gittikçe takımdaki Türk oyuncularının sayıları da artmakta ve başka millîyetlerden oyuncuların sayısı azalmaktadır. Bu arada elbette bâzı sorunlardan da bahsetmek mümkündür. Bunların en önemlisi Traktor Sazi takımının sâhiplerinin şu an ‘Sepah-e Aşura’ (Sipah, İran’da bir kolluk kuvveti) olmasıdır. Bu durum bahsekonu meseleye farklı bir boyut kazandırmaktadır.

Maç izlemek için tepeye/dağa çıkan kızlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bunun amacı neydi?

Bu olayın iki mesajı vardır: Birincisi, Traktor Sazi Azerbaycân Türk kadınları arasında da yer ettiğini ve İran’daki Azerbaycân Türk kadınlarının da Traktor Sazi’ye Türk kimliğinin bir parçası olarak baktığını göstermektedir. İkincisi, bu olayda, İran’da kadınların stadyumlara girmesinin yasak olmasından dolayı, tepeye çıkan kadınlar doğrudan İran rejimini protesto etmiştir diye değerlendirmek mümkündür.

Peki sizce İrandaki kadınlar neden futbolu bu kadar çok seviyor?

Dünyâ’nın birçok yerinde futbol en popüler spordur. Bu durum İran için de geçerlidir. Kadınlar arasında futbolseverlik bilhâssa Traktor Sazi taraftârları arasında görülmektedir. Bundaki esâs neden ise Traktor’un Türk kimliğini taşıması ve Güney Azerbaycân’da ‘Millî Hareket’in kadınlar arasında da gelişmesi ve ilerlemesidir.

Sayın Mahmutali Çağrı Çehreganlı beğ’e röportaj için ayırdığı zamân sebebiyle teşekkür ediyor, Allâh’ın yâr ve yardımcısı olmasını diliyorum.

Röportajin sonu

http://www.yeraltiavrasya.com/2015/02/mahmutali-cagri-cehreganli-roportaji-ii.html

(996)

facebooktwitter

پاسخ دهید

نشانی ایمیل شما منتشر نخواهد شد. بخش‌های موردنیاز علامت‌گذاری شده‌اند *